İngiliz flütçü William Bennett, yirminci yüzyılın ikinci yarısında hem icracı hem öğretmen olarak tanınmış, ton ve entonasyon üzerine kurulu bir yaklaşımla anılmıştır.
Ton anlayışı
Bu gelenekte aranan ton, parlak ve kesici olmaktan çok dolgun ve merkezli bir tondur. Ses, zorlanmadan taşıyacak biçimde kurulur; gürlük artırıldığında tonun karakterinin bozulmaması beklenir.
Entonasyona verilen ağırlık
Bennett'in öğretiminde perdelerin birbirine göre ilişkisi öne çıkar. Flütte bazı seslerin doğal olarak yükselme ya da düşme eğiliminde olması, çalgının kusuru değil bilinmesi gereken bir özelliğidir; icracı bu eğilimleri tanır ve hava açısıyla düzeltir.
Başlık ve ekipman
Bu yaklaşımda ağız deliğinin biçimi ve başlık bölümünün kesimi, tonun kuruluşunda belirleyici sayılır. Ekipman değişikliği tekniğin yerine geçmez ama icracının aradığı tona yaklaşmasını kolaylaştırabilir.
Öğrenciye karşılığı
Bu geleneğin öğrencide bıraktığı en somut alışkanlık, her çalışmaya uzun ses ve entonasyon bölümüyle başlamaktır. Bu alışkanlık kurulduğunda, eser çalışmasına ayrılan süre de daha verimli geçer; çünkü ton ve entonasyon sorunları esere taşınmaz.
Okul kavramı
Flütte 'okul' sözcüğü bir kurumu değil, bir ton ve teknik anlayışını anlatır. Fransız, İngiliz ve Alman gelenekleri arasındaki farklar bugün büyük ölçüde birbirine karışmıştır; yine de dinlerken bu farkları ayırt edebilmek kendi tercihini kurmayı kolaylaştırır.
Derslerimizde ton ve entonasyon çalışması her dersin başında yer alır.